Ses kaydının basında yer almasının ardından Başbakan Erdoğan, “Malum çevrelerin geçmişte de Hakan Bey’i hedef aldığı biliniyor. Sızma nasıl olmuş onu araştırıyoruz. Ama hatası da olsa Hakan Bey’i böyle nedenlerle harcamayız. Biz kolay kolay adam yemeyiz. Emre Bey’i de (Eski MİT Müsteşarı Emre Taner), Hakan Bey’i de gönül rahatlığı içerisinde İmralı’ya gönderdik. Biz ne dedik; ‘Hükümet olarak İmralı ile görüşmeyiz. Ama devlet üzerine düşeni yapar.” demişti.
Muhalefet ne diyor?
"Yetmez ama evet çiler nerede?
‘Devletin suç işleme özgürlüğü olamaz’ diyenler nerede?
‘Kimse dokunulmaz değil’ diyenler nerede?
Sırça Köşk te oturanlar, Ey Cumhurbaşkanı neredesin sen?
Nerede darbe karşıtları?
Nerede ‘bürokratik oligarşiyi yıkıyoruz’ diyenler, neredesiniz?
Esameniz bile yok.
Sevsinler sizin yeni Türkiye nizi, sevsinler sizin ileri demokrasinizi.
Siz kim demokrat kim. Siz kim, Türkiye kim.”
"AKP ile PKK ve KCK bir darbe planlamıştır. Bu darbenin belgeleri ortaya çıkmıştır. İşte darbeci zihniyet budur…”
“Milletin egemenliğinin parçalanması üzerinde anlaşmaya varmıştır.
Milletin egemenliğine karşı darbe planları budur.
Bu bir darbe planıdır" Diyor Oktay Vural.
Sayın Kılıçdaroğlu ne diyor?
Yasa geçerse Anayasa Mahkemesi ne götüreceğiz!
"Kişiye özel düzenleme olmaz.”
“Cumhurbaşkanı en yüksek dokunulmazlığa sahiptir; O’nun da dokunulmazlığında bir istisna vardır; vatana ihanet.
Burada siyasi askeri casusluk var; Vatana ihanettir bu.
Bunun için bile soruşturma açmak Başbakan’ın iznine tabidir deniliyor.
Ak Parti bu düzenlemeyi yasalaştırırsa Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz."
Sayın Bahçeli grup toplantısında konuya girmiş;
“İktidarın öncülüğünde, bölünmenin, ayrışmanın, ufalanmanın ve dağılmanın pimi çekilmiş ve ortalık toz duman olmuştur.
Tarihimiz yargılanmış, Ermeniler memnun edilmiştir.
Yıkım projesi hayata geçirilmiş, bölücüler sevindirilmiştir.
İsyanlar alkışlanmış, Haçlı zihniyeti umutlandırılmıştır.
Kanlı teröre prim verilmiş, federasyoncular şevklendirilmiştir.
İmralı ya oksijen sağlanmış, eli silahlı katiller heyecanlandırılmıştır.
Milletimiz otuzaltıya bölünmüş, son yurdumuzda olmamızdan rahatsızlık duyanlara gün doğmuştur.
Anadilde eğitim istekleri el altından vadeye bağlanmış, Türkçe geriletilmiştir.
Nitekim ülkemiz bir çıkmazdadır, sonu meçhul olan bir karmaşanın tam içine düşürülmüştür.”
“Bize göre KCK; bölücülüğün, eşkıyalığın ve düşmanlığın adıdır, tanımıdır ve bizatihi kandan beslenen vampirliktir.” Demiştir.
Ürperten ifadeler bunlar; umarız doğru değildir duyduklarımız.
Peki, ya doğruysa...
(TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner,
"Etrafımızdaki coğrafya bir yangın yeri"
“Hukukun üstünlüğünden günden güne uzaklaşan bir tabloyla karşı karşıyayız.
Bizler de sıradan vatandaşlar olarak devlet içindeki erkler kavgasının nereye bağlanacağını biraz dehşetle ve güvensizlik duygumuz artarak izliyoruz”
"Gücün hukukunun değil hukukun gücünün hâkim olduğu, müreffeh bir Türkiye" istiyoruz dedi
Hani bir yasa vardı ya yürürlüğe giren;
‘Örgütlü suçlarda askerler de bu konuda görevli ağır ceza mahkemelerinde yargılanacak’
Aslında işin sırrı burada; yasa talimatı verenler, yasayı çıkaranlar, onaylayanlar şüphesiz iyi niyetlidirler.
Nereden bilebilirlerdi ki koskoca Türk Ordusunun tepesindeki paşaları tutuklanıverecekler?
Eminim şifa dağıtan hekimlerin, kırk elli yılda zor yetişen komutanlarımızın, yaşlıların ve hastaların acıklı durumlarına kendileri de çok üzülmüşlerdir…
Nasılsa, bir yasal düzenleme yaparak, bazı özel görevde olanlara yönelik soruşturmanın veya tutuklamanın başbakanın iznine bağlanması akıllarına gelmemiş. İş yoğunluğu ve yorgunluktandır herhalde. O zaman bu konuda bir adil yasa akla gelse ve şimdiki gibi çarçabuk çıkarılıverseydi, bugünkü MİT sorunu yaşanmazdı.
Bu günlerde, TBMM de bir günde talimatla yasa teklifi hazırlandığını, büyük bir azimle ve kararlılıkla komisyondan geçirildiğini, birkaç gün içinde işin bitirilmesi için ne gerekirse yapıldığını macera filmi izler gibi izliyoruz.
Kim için bunca mücadele?
Hakan Fidan’ı yedirtmemek için.
Sevindim doğrusu. Bana göre iyi bir devlet yönetim anlayışı bu.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 1968 yılında Ankara da doğdu.
1986 dan 2001 yılına kadar TSK da 15 yıl astsubay olarak görev yaptı ve ayrıldı.
Sonrası doktora, mastır, akademik çalışma ve başarı dolu bir yükseliş.
Böylesi iyi yetişmiş bir devlet adamını korumak da hükümete yakışırdı doğrusu.
Bakarsınız bu vesileyle yetişmiş diğer değerli vatan evlatlarına da bir ümit doğar.
|