Yeni Sayfa 1
  20 Mayıs 2012 Pazar 05:15 MHP AKDENİZ’İ GÖREVDEN ALAMADILAR KARAR DEFTERİNİ ALIP KAPI ANAHTARINI DEGİŞTİRDİLER   - 21:32   MERSİNLİ GAZETECİLER KIBRIS TAYDI  - 21:29   YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ İLAÇ SANAYİ İLE İŞBİRLİĞİ SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRDİ.  - 21:26   AKDENİZ BELEDİYESİ ENGELLİLERİN YANINDA  - 21:23   15 YILDIR KAYNAYAN KAZAN YENİŞEHİR BELEDİYESİ AŞEVİ 15 YILDIR ARALIKSIZ ÇALIŞIYOR  - 21:20   BAŞKAN TUNA’YA CUMHURİYET EVLERİNDE YOĞUN İLGİ  - 21:17   MESİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI AHMET AKKURT: "MERSİN İN MESİAD A İHTİYACI VAR"  - 21:14   AK KADINLAR ANNELER GÜNÜ’NÜ EĞLENEREK KUTLADI  - 21:11   ÇANAKKALE BOZCAADA DÜZENLENEN MARATONA KATILAN TARSUS BELEDİYE SPORLU NURSEL KARATAŞ BAYANLARDA BİRİNCİ OLDU  - 21:09   ULAŞ YILMAZ DAN BÜYÜKANNELERE ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ  - 21:06  

 MHP AKDENİZ’İ GÖREVDEN ALAMADILAR KARAR DEFTERİNİ ALIP KAPI ANAHTARINI DEGİŞTİRDİLER
 MHP AKDENİZ’İ GÖREVDEN ALAMADILAR KARAR DEFTERİNİ ALIP KAPI ANAHTARINI DEGİŞTİRDİLER
 
Yazara Ait Tüm Yazılar
  Avukat HAYRİ YILDIRIM

          
         ADALET DEVLETİNTEMELİDİR!

Adalet, genel anlamda “hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi” demektir. Günümüzde adaletin düzenleyicisi ve uygulayıcısı devlettir. Devletin yetkisi tekel niteliğindedir. Yani hukuk kurallarını kanun, tüzük, yönetmelik gibi düzenlemelerle devlet koyar, bu hükümleri devlet uygular. Cebir kullanma yetkisi devlete aittir. Devletin adaleti sağlama organları mahkemeler ve ilgili dairelerdir. Bireyin kendi başına kural koyma ve bu kuralı uygulama yetkisi yoktur. Birey kendi başına ve kendi gücüyle hak aramaya kalkıştığı takdirde bu kişilere kısaca mafya denir. Her devletin içinde mafyalık yapmak isteyenler bulunabilir. Devletin görevi buna izin vermemek ve bunları ezmektir. Çünkü hukuk bakımından devlet mafyaya izin vermediği ölçüde devlet olur!


Devletin cebri uygulama tekelini elinde tutabilmesi sadece mafyaya izin vermemekle yeterli olmaz. Devletin adaleti en kısa sürede sağlayabilmesi gerekir. Bir boşanma davası üç beş yıl, bir arazi çekişmesi beş on yıl, bir alacak takibi yıllarca süren bir ülkede adaletten bahsetmek pek de uygun değildir. Çünkü “geç gelen adalet, adalet değildir!” Geç gelen adalet, toplumu ve dolayısıyla bireyleri bezdirir, pişman ettirir, devlete olan güveni azaltır, kısacası, devletin temeli sarsılır! Bu bakımdan devletin, adaleti en kısa sürede sağlayabilmek için her tedbiri alması ve buna göre düzenlemeler yapması gerekir. Ama ne yazık ki ülkemizde yapılan her düzenleme sorunu daha da artırmaktadır.


Genel bir söz vardır: “Adalet mülkün temelidir.” Bu sözdeki “mülk” deyimi, “devlet” demektir. Yani; “Adalet, devletin temelidir.” Ben bu sözü biraz daha açarak diyorum ki; adalet, devletin, toplumun ve birey olma duygusunun temelidir! Adalet olmayan bir ülkede, toplumsal ilişkiler yozlaşınca bunun doğal sonucu olarak toplum yozlaşır, toplum yozlaşınca birey yozlaşır, böylece toplum çöker ve devlet adil olma niteliğini, dolayısıyla halkın gözündeki “devlet baba” / “devlet ana” karakterini kaybeder! Ki işte bu karakterini kaybeden bir devlet, ya oligarşi ya da diktatörlük olur!


Ülkemizde yargılama bakımından adaleti sağlama sürecinin ilk aşaması (ilk derece mahkemesi) yerel mahkemelerdir. Yurttaş, ilk önce mahkemeye başvurarak hakkını arar. Ama dediğim gibi, bazı davalar uzadıkça uzamaktadır. Üstelik uzayan dava oranı oldukça yüksektir. Yıllar sonra davada karar verilse bile bu defa temyiz aşaması başlamaktadır. Temyizde karar bozulursa yerel mahkeme tekrar bozulan hususlara göre yargılama yapmakta ve karar vermektedir. Verilen karardan sonra tekrar temyiz aşaması olmaktadır. Böylece o davayla ilgili bireyler, bu geç kalıştan bezmekte, dava açtığına pişman olmaktadırlar. Öte yandan bir alacağın tahsili için icra dairesine başvurulduğu zaman aynı geç kalma durumları burada da olmaktadır. Bazı icra dairelerinde bazı işler kanuna aykırı bulunur ve yerine getirilmek istenilmez, bu defa o işlemin şikâyet aşaması başlar. İşte bireylerin, devletin adaletine olan inançlarını kaybetmeleri böyle başlar. Bu duygu kaybından sonra bazıları mafyaya başvurur. Ama bu da ayrı bir eziyettir, çünkü birey bir iş veya bir alacak için mafyaya başvurursa, mafya işi halletsin veya halletmesin bazıları öyledir ki bu defa o bireyden sürekli olarak bir şeyler almaya çalışır. Sonuçta, geç kalmak istemeyen birey, sürekli avanta vermeye maruz kalır.Artık bireye, sızlanıp dert yanmaktan başka yol kalmaz! Aslında bu sızlanıp dert yanmalar, aynı zamanda devletin aşınmasıdır!


Yargılama aşamasının sonraki aşaması temyiz (Yargıtay) yoludur. Ancak ne var ki Yargıtay da iş yükünden şikâyetçidir. 2011 yılının Eylül ayında basında yer alan bilgilere göre, Yargıtay’da yıllık ortalama her daireye düşen dosya sayısı 2000 yılında 13.702 iken bu sayı 2010 yılında 34.327’ye çıkmıştır. Bu verilere göre, iş yükü on yılda %260 oranında artmıştır. Üstelik bazı işler beş on hatta on beş klasörden oluşabilmektedir. 2010 yılında gelen dosyalarla birlikte toplam dosya sayısı 1.007.023 adettir. Buna karşılık 2010 yılında karara bağlanan dosya sayısı 553.168 tanedir. Geri kalan dosyalar 2011 yılına devredilmiştir. Sorunun daha vahim tarafı, bir dosyaya ayrılan sürenin de giderek kısalmış olmasıdır. Çünkü Yargıtay’da 2000 yılında her bir dosyaya ayrılan zaman ortalama 5,5 dakika iken, 2010 yılında yaklaşık 2 dakikaya düşmüştür! Yani düşünün ki, bir insan için belki de hayatî derecede önemli olan davaya 2 dakika zaman ayrılmaktadır! Buna yorum yapmaya bile gerek yoktur ve çare bulunmadıkça Yargıtay için ve tabi ki bunun sonucunda toplum için “Allah yardımcımız olsun” demekten başka diyecek bir şey yoktur!


Peki diğer ülkelerdeki durum nedir?Diğer ülkelerden meselâ Almanya’da 2009 yılında karara bağlanan ceza dosyaları sayısı 3.014 adet, Fransa’da 9.205 adettir. Buna karşılık Yargıtay’da 2009 yılında karara bağlanan dosya sayısı 522.272 adettir. Yani Almanya’nın 173 katıdır. Üstelik Almanya’nın nüfusu 80 milyon olup bizden fazladır. Ki bu rakamlar Türkiye’deki bireylerin birbirleriyle çok yüksek oranda ihtilaflı durumda bulunduğunun da göstergesidir.


Yine meselâ Hollanda’da ilk derece mahkemelerinde karara bağlanan iş sayısı 500.000 adet olmasına karşılık Hollanda Yüksek Mahkemesi’ne gelen ceza işi sayısı 2.000 adet civarındadır. Nüfusu yaklaşık 17 milyondur. Bizden az nüfusu vardır ama oranlayacak olursak deyim yerindeyse devede kulaktır. Hollanda’da gelen iş sayısını ortalama bir bakışla 4,5 kat ile çarpacak olursak, gelen iş sayısı Türkiye nüfusu seviyesinden 9.000 civarında olur. Oysa 2009 yılında Türkiye’de yerel ceza mahkemelerinde karara bağlanan dosya sayısı 1.722.284 adet, Yargıtay Ceza Dairelerine gelen dosya sayısı ise 279.725 adettir.


Yani madalyonun tersi, geç kalan adaletin sorumlusu sadece devlet değil, aynı zamanda önemli bir şekilde bireylerdir. Çünkü bu sayılara bakacak olursak, Türkiye’de hemen neredeyse insanlarımızın büyük çoğunluğu birbiriyle davalık durumdadır. Eğer yargıya köklü çözüm bulunmak isteniliyor ise işe önce sorunun kaynağından başlayarak bu hususun ayrıntılı biçimde araştırılması gerekir. Bu temel sorunlardan biri, insanımızın bir işlem yaparken avukata veya mali müşavire danışmadan kendi başına belgeler düzenlemesi ve bu belgelerdeki eksiklikleri karşı tarafın kendi menfaatine kullanarak borç ve yükümlülüklerini yerine getirmemesidir. Ne yazık ki, ülkemizde kapitalistleşme, serbest piyasa, küreselleşme etkileri arttıkça, ticarî ahlak o oranda azalmıştır! İnsanlar, adeta borçlarını ödememek, yükümlülüklerini yerine getirmemek veya inkâr etmek için hemen her çareye başvurmaktadırlar. Bu durumun sonucunda da mahkemelerimizdeki iş yükü olağanüstü derecede fazla olmaktadır.Böylece günde elli yüz dosya ile duruşma yapan yerel mahkemelerin kararlarındaki hatalar ve eksiklikler de artmaktadır. Yargıtay’ın mesela ceza dosyalarında verdiği kararların yarıdan fazlası bozma yönünde olmaktadır. Bu da Yargıtay’a gelen dosyaların yarıdan fazlasında yerel mahkemelerin hatalı veya eksik karar verdiğini göstermektedir.


Gereksiz ihtilaflar kapsamında bazı devlet kurumlarının da bazı ihmal ve hataları vardır. Meselâ bireysel emeklilikte Maliye, süresinden önce ayrılma halinde tüm birikimden kesinti yaparken, Danıştay bunun haksız olduğuna karar verip, sadece irattan kesinti yapılması gerektiğine karar vermiştir. Maliye iade yapmamakta direndikçe de bireyler vergi mahkemelerine başvurmak zorunda kaldılar! Üstelik Maliye davaları kaybettikçe de kararlara itiraz etti. Oysa burada yapılacak olan, bireyleri ve mahkemeleri üzmemekti! Ama devlet kurumları hatalı işlemlerinde bile bireyleri yargıya başvurmaya zorlarsa, adalet duygusu yıpranır, bireylerde devletin işlemlerine karşı güvensizlik doğar ve bunun sonucunda akla yatmayan hemen her işlem -bir deneyelim mantığıyla-yargıya intikal eder.


Ama her şeye rağmen, adalet sorununda temel görev ve sorumluluk devlettedir. Çünkü bireyler nihayetinde devletin kanunlarına ve uygulamalarına uymak zorunda olan kişilerdir. Bu bakımdan devletin artık geçici bazı kanun değişiklikleri veya bazı yargı düzenlemeleri yerine temelli bir adalet reformu yapması acil bir ihtiyaçtır! Ve tabi ki adalet reformunda siyaset yer almamalıdır; aksi takdirde, yapılanlar, mevcut sorunu daha da kötü bir duruma sürüklemekten başka bir sonuç yaratmaz! Siyaset adaleti bozar! Adalet ise devletin temelidir!

2012-01-28 Bu yazı  392  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:

MISIR’DA ÖLÜYLE İLİŞKİ İÇİN SAPIK YASA TEKLİFİ
ATATÜRK VE SÖZLERİ, SİYASİ SİMGE DENİLEREKTBMM’NE ALINMAMIŞ
DOKTORLARA SALDIRILAR VE DÖNER BIÇAĞI
ADALET NEDİR?
AVUKATLIK (VEKÂLET) ÜCRETİ
OTOMATİK VİTES EHLİYETİNE DAİR KANUN DEĞİŞİKLİĞİ
ÇEKLERDE İBRAZ SÜRELERİ
MİRASÇILIK BELGESİ ARTIK NOTERDEN DE ALINABİLİYOR
APARTMANLARDA ASANSÖR VE HİDROFOR SESİNE KARŞI KANUNÎ YOLLAR
KAMBİYO SENETLERİNDE (POLİÇE, BONO, ÇEK) ZAMANAŞIMINDAN SONRA ALACAKLININ SEBEPSİZ İKTİSAP DAVASIAÇMA HAKKI
YORUMLAR
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir

Warning: include(sag.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/mersinse/domains/mersinsesgazetesi.com/public_html/yazar_detay.php on line 181

Warning: include(sag.php) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /home/mersinse/domains/mersinsesgazetesi.com/public_html/yazar_detay.php on line 181

Warning: include() [function.include]: Failed opening 'sag.php' for inclusion (include_path='.:/usr/local/lib/php') in /home/mersinse/domains/mersinsesgazetesi.com/public_html/yazar_detay.php on line 181

  mersin-webtasarim.com  mersinwebtasarim.org panikatakk.com
İletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
www.naturelsaclar.com
Optimizasyon IE 5+ ve FF1+[ 1024 x 768 ] & Macromedia Flash
Sitede verilmis baglantilarin içeriklerinden sadece site sahipleri; yazilan yazilardan ise sadece yazarlari sorumludur.
Site içeriginin telfi hakki bildirilmeksizin kullanilmasi ve çogaltilmasi kanunen yasaktir.

http://www.hamsac.com